‘5 bin liraya da kartpostal var’

Ayşe Özdemir –  Kartpostal nedir ve nasıl doğmuştur?

Kartpostalı, üzerinde kısa mesajlar olan ve postayla gönderilen resimli, ince dikdörtgen karton olarak tanımlayabiliriz. Ebatları değişiklik gösterse de geleneksel boyut 14×9 cm ve etrafında oluşur. Kartpostalların piyasaya çıkışının arkasındaki sebep ekonomik. Yani haberleşmeyi daha ucuz kılmak. Avusturyalı ekonomi profesörü Emanuel Hermann 1869 tarihli makalesinde, “Mektupların üçte biri gizli bilgi içermemekte ve kısa notlar şeklinde. Bunlar zarfsız olarak posta kartları üzerine yazılıp, daha ucuza gönderilebilir” der. Bu fikir benimsenir ve posta kartlarına talep hızla artar. Hatta üzerlerine pul desenleri basılan antiyeler çıkar ortaya. İnsanlar posta kartını alırken pul parasını da ödemiş olur, üzerlerine mesajlarını yazar ve açık olarak postaya verirler. Öyle büyük bir talep patlaması yaşanır ki aynı yıl Avusturya – Macaristan’da ilk 3 ayda 3 milyon satılır. Bunu gören Kuzey Almanya Federasyonu da antiye kullanımına geçer ve ilk yıl satışları 10 milyona ulaşır. Sonra antiyeler dünyaya yayılır. 1884’te İngiliz Baron Raphael Tuck, posta kartlarının üzerlerine resimler basar. Bazı kaynaklar bunu “resimli kartpostalların icadı” olarak görür.

Bizde durum nasıldı?

Osmanlı’da ilk girişimcilerden biri Galata’da matbaa işleten Mehmed Tevfik Ebüzziya’dır. Avrupa’da ortaya çıkan bu yeni iletişim aracını takip etmiş ve matbasında 1800’lerin sonlarına doğru Osmanlı postası için resimli kartpostallar üretmiştir. Ancak Osmanlı’da bu sektöre emek veren ve devrinin son teknolojisini kullanarak muhteşem görsel kartpostallar basan Max Fruchtermann’dır. Kendisi 1867’de Avusturya – Macaristan’dan İstanbul’ a gelip yerleşmiş, 1895 yılı ve sonrasında başta İstanbul konulu olmak üzere resimli kartpostallar üretmiştir. Türkiye’de ilk kartpostallar için 1895 yılını, son kartpostallar için de 1980’lerin sonlarını işaret etmek mümkün. Son nesil kartpostal basanlar arasında ise And, Doğan Kardeş Yayınları, Hitit Color ve Keskin Color öne çıkmıştır. Beşiktaş, Şişli, Kadıköy meydanlarında satılan rengarenk kartpostalların üreticileri de bunlardı, benim tarifimle “Bayramınızı kutlar, ellerinizden öperim” kartpostalları.

Kartpostal koleksiyonunuzu anlatır mısınız?

Ben bir eskiciyim! Benden önceki hayatları merak ediyorum ve bunlara dokunmak istiyorum. Eşyalarım hep eskidir. Kartpostal koleksiyonum da benimle geçmiş arasında keyifli bir köprü kuruyor ve geçmişi yaşamasam bile bu sayede ona dokunabiliyorum. Bu hobi bende 25 yıl önce Heybeliada ile başladı. Ada’dan gelip geçenleri merak ettim ve Osmanlı’dan başlayarak yurt içi ve yurt dışı müzayedelerden kartpostal toplamaya başladım. Koleksiyonunuz belli bir kaliteye ulaşınca kitaba aktarma fikri oluşuyor. Heybeliada kitabım da böyle çıktı. Ada’nın kartpostallara yansımış hikâyesini anlattım. Çok iyi bir koleksiyondur, içinde nadir kartpostallar vardır. Tekstil kartpostalları biriktirmek de bir hobim. Tekstil yüksek mühendisi olarak mesleğimin görsellerine ilgi duydum. Baktım ki hammaddesi, üretimi ve satışıyla kartpostallara yansımış, insanlar tekstille ilgili kartpostalları da alıp postalamışlar. Başka hiçbir meslek dalı yok bu şekilde ilgi gören. “Tekstilin Postadaki Yolculuğu” kitabımda da konu bu. Her iki koleksiyonumda 800 adet kartpostal bulunuyor. Her koleksiyonerin bir toplama tarzı vardır. Kartpostal toplamak ve bunları inceleyip araştırmalar yapmanın bilimsel adı deltiyolojidir. Pul ve paradan sonra dünyadaki en yaygın koleksiyon malzemesidir.

Günümüzde kartpostal alışverişi müzayedelerde mi yapılıyor?

Artık yeni kartpostal basımı oldukça kısıtlı. En önemli tedarik kaynağı müzayedeler. Nadir kartpostalların pazarı her zaman var. Piyasada 200, 300 liraya kartpostal bulabileceğiniz gibi 5 bin TL ve üstüne de bulabilirsiniz. Bugün nadir bir kartpostalın fiyatı 2 bin liranın üstünde. Değerli bir kartpostalda, tema nadir olmalı, görseli de güzel olmalı, az sayıda basılmalı ve piyasada olmamalı. Bunların dışında da editör, postadan geçme durumu, üstündeki yazının estetiği, gönderici veya alıcının tanınmışlığı gibi diğer etkenler var.

1930’da Heybeliada’ya yerleşen bahriyeli bir aileden gelen Halil Gökman, tekstil mühendisliği eğitimini lisans ve lisans üstü olarak İngiltere’de tamamladı. Dünya Tekstil Enstitüsü’nün de asil üyesi olan Gökman, halen çok uluslu bir danışmanlık şirketinin ortağı ve genel müdürü. Halil Gökman’ın yayınlanmış iki kitabı bulunuyor.

Çifte koruma

Kartpostal koleksiyonunu korumak zor olmuyor mu?

Günümüzde kartpostal koleksiyoncuları için de özel arşivleme sistemleri mevcut. Her kartpostalı yine kartpostal ebadında üretilmiş asetat zarflara koyuyorum. Bu, malzemeyi dış ortamdan ve el asidinden koruyor. Ayrıca yine asetat muhafazalı albümler mevcut, bunların içinde muhafaza ediyorum. Yani çifte koruma.

‘Koleksiyonumu konuşturdum’

Halil Bey, kartpostal koleksiyonunuzdan yola çıkarak kitaplarınızı hazırlarken nasıl bir yöntem izlediniz?

Öncelikle iyi sınıflandırılmış bir arşiv yaptım. Sonra kartpostalları konuşturmanız gerekiyor. Her kartla ilgili bilgileri not aldım. Ardından bir senaryo düşünüp, kartpostalları buna göre dizdim. Heybeliada’da 19. yüzyılın ortalarında Elen Ticaret Okulu, Ruhban Okulu ve Bahriye Mektebi bulunuyordu. Bu nedenle padişahlar dahil pek çok gelen gideni vardı. Düşünün Hasan Rıza, Halit Naci, Ruhi Arel, Ali Sami Boyar, Hikmet Onat, Nurullah Berk, Nazım Hikmet, Nizamettin Nazif, Necip Fazıl Kısakürek, Mehmet Rauf, Yahya Kemal, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Rauf Orbay, Fahri Korutürk, İnönü, Bartholomeos, Orhan Pamuk… Siz hiç bu kadar tanıdığı 2.5 kilometrekarelik bir alanda dönem dönem de olsa görebilir misiniz? Sosyal, kültürel ve ticari hayat da ona göre şekillenmiş Heybeliada’da. Doğal olarak da kartpostallara aktarılmış. Öte yandan 14. yüzyıldan itibaren Avrupa ve Osmanlı’da aileler tekstilden ekmek yiyor. Osmanlı’nın en önemli dış ticareti tekstilden. Hammadde var topraklarda ve de halının rengarenk dünyası. Cumhuriyet Dönemi ise kıyafetlerde batılılaşma, eğitim, araştırma ve fabrikalarla anlatılıyor kitapta. Ayrıca kitabın amacı bu olmasa da kartpostallara bakıldığında modayı da takip etmek mümkün.

Bu kartpostal 1918’de Fransa’ya gönderilmiş.

‘Devlet adamları hicvedildi’

Kartpostallar bayram, yılbaşı kutlamaları dışında hangi amaçlarla kullanılmış?

Resimli kartpostalların piyasaya çıkmasından sonra kazalar, yangınlar, askeri tatbikatlar, doğal afetler, devlet başkanlarının ziyaretleri, savaşlar gibi pek çok medyatik olay kartpostallara taşındı. Koleksiyonerlerin dışındaki kesim de haberleşme için kullandıkları kartpostalların üzerinde güncel konular görmek istedi. Böylece kartpostallar, dünya ve toplum tarihini anlatan çok önemli görsel kaynaklar haline dönüştü. Baktığınızda pek çok şeyi anlatıyorlar. Bir sayfa dolusu okuyarak anlayacağınız olayı, bir bakışta kavramanıza yardımcı oluyorlar. Kartpostallar sayesinde mekan tarihini, sosyal yaşamı, şehirciliği ve pek çok şeyin nasıl değiştiğini görsel olarak anlayabiliyoruz. Yeme içme, giyim, süslenme, saç biçimi, fiziki özellikler, toplumsal tepkiler, ekonomik
durum ve adetler gibi pek çok şeyi 1895’ten itibaren tek bakışta yaşayabiliyoruz. Ayrıca özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında basılan kartpostallarla devlet adamları hicvedildi, siyasal görüşlerin altı çizildi, müttefiklerin zayıf ve kuvvetli yönleri ortaya konuldu. Bu kategoride Osmanlı ile ilgili de çok sayıda kartpostal vardır.

 

 

Yorum yapın